Gürcafer: "Yorgancıoğlu hükümeti tarafından dolandırıldık" - 101evler.com

Gürcafer: "Yorgancıoğlu hükümeti tarafından dolandırıldık"

06.09.2016

Özkan Yorgancıoğlu'nun Başbakan olduğu dönemde Surlariçi'ndeki Dükkânlar Önü Camisi restorasyonunun Türkiye tarafından yapılması konusu gündeme geldiğinde müteahhitler birliği olarak çok sert tepkiler vererek eylem kararı aldıklarını hatırlatan İnşaat Müteahhitleri Birliği Başkanı Cafer Gürcafer, 'dolandırıldıklarını söyledi...


Kıbrıs Postası - Cansu Yarışan

Gürcafer 'Son 24 saat kala Yorgancıoğlu birliğe gelerek eylemi engellemek için bizimle görüşme yaptı. Belge imzalattı ve anlaşmanın sadece Lala Mustafa Paşa ve Selimiye Camiini kapsadığını söyledi. Biz de bu söze inandık, eylemi askıya aldık. Ancak geçen süreci değerlendirdiğimiz zaman kandırıldığımızı anladım. Cünkü hiçbir tadilat girişimi olmadı bu konuda hiçbir görüşme de yapılmadı diye konuştu.

Kıbrıs Postası'na konuşan Gürcafer Dükkanlar Önü Camisi ihalesinin KKTC'deki ihale fiyatının yaklaşık iki katına Türkiye'ye ihale edildiğini de iddia etti ve somut olarak anlaşmanın tadil edilmesi ve hassasiyetlerinin göz önüne alınarak anlaşmanın durdurulması ve değiştirilmesi konusunda taleplerini hatırlattı.

Kıbrıs Postası'na konuşan Kıbrıs Türk İnşaat Müteahhitleri Birliği Başkanı Cafer Gürcafer Surlariçi'ndeki Dükkanlar Önü Camisi'nin restorasyonuyla ilgili daha önce ihalenin Türkiye'ye verileceğini öğrendikleri zaman eylem kararı aldıklarını ancak dönemin hükümetinin kendilerini ihalenin Türkiye'ye verilmediği iddiası üzerine vazgeçtiklerini ancak şu anda Dükkanlar Önü Camisi ihalesinin KKTC'deki ihale fiyatının yaklaşık iki katına Türkiye'ye ihale edildiğini, hükümetin birliği açıkça dolandırdığını söyledi.

Gürcafer, inşaat sektörünü ilgilendiren ihaleler hakkında hükümetin sürdürülebilir bir politikası olmaması nedeniyle KKTC'de yapılması gereken ihalelerin Türkiye'de yapıldığını ve KKTC inşaat sektöründe çalışanların maddi olarak zor durumda kaldığını da belirtti.

İnşaat sektörünü ilgilendiren ihalelerin Türkiye'ye verilmesinin nedeninin 90'lı yıllardan beri ihalelerin nerede yapılacağının tartışma konusu olmasından kaynaklandığını söyledi.

Türkiye yetkililerinin bu konuda yeterince makine ve mobilizasyon olmaması nedeniyle, KKTC hazır olana kadar, 'ihaleler Ankara'dan çıkacak' kararından kaynaklandığını iddia etti.

İnşaat sektörünü ilgilendiren ihaleler hakkında hükümetin sürdürülebilir bir politikası olmadığını da belirten Gürcafer, bu konuda anlaşma yapılmadığını ve Müteahhitlerin olanaklarını iyileştirip ihalelerin Lefkoşa'da yapılmasını sağlanmadığını söyledi.

Bu konuda açık bir anlaşma olmadığı için verilen sözlerin buzun üzerine yazılmış gibi kaldığını ifade eden Gürcafer, siyasetteki adamlar değiştiği zaman günün şartlarına ve siyaset adamlarının isteklerine göre ihalelerin nerede yapılacağının belirlendiğini belirtti.

'İHALE KONUSU 'BUZUN ÜZERİNE YAZILA YAZILA BUGÜNE KADAR GELDİ'

Gürcafer, Ertuğrul Apakan döneminde ihalelerin KKTC'ye kaydığını ancak o dönemde de devlet politikası olmadığı için TC yetkilileri nasıl olması gerektiğine kendilerinin karar verdiğini söyleyerek 'Bizim tarafımızda siyaseten bunun mücadelesini veren kimse yoktu bu yüzden farklı tartışmalar oldu ve o zamandan beri ihale konusu anlaşma olmaksızın buzun üzerine yazıla yazıla bu döneme kadar geldi diye konuştuş.

Ekonomi açısında çok büyük önem taşıyan ihale konusu, inşaat sektörünün 80 bin kusur çalışanın olduğu alt sektörü de tetikleyen ve besleyen bir konu olduğunun altını çizen Gürcafer, 'Buradaki insanların hiç biri devletten maaş beklemez ve özel sektör gibi kendi geçimini kendi sağlar. Bu yüzden bu sektörün ayakta durması demek istihdam demektir. İnşaat sektörü devletin besleyemediği birçok insanın ekmek teknesidir. Tartışmasız ihalelerin ülkemizde yapılması çok önemlidir...

Karşı tarafın haklılığını meşrulaştırmak için ülke de yapılan ihalelerde pahalı olması gerekçesi gösterildi. Bu doğru değil, bilimsel araştırmalarla biz bunu kanıtladık. İhale Ankara'dan açıldığı zaman buraya getirdiği çalışanlarla ilgili sigorta, ihtiyat sandığı, vergi gibi hükümlülükleri yoktur ve burada kullandığı yakıtı sorunsuz kullanır, araç gümrüksüz ve fonlardan muaf olarak getirilir. Dolayısıyla o bir avantajdır. Eğer Türkiye'ye verilen ihale ile KKTC'ye verilen ihale arasında yüzde 5 veya 10 fiyat fazlalığı varsa bu da normaldir çünkü Türkiye'deki yaşam koşulları ile KKTC'deki yaşam koşulları arasında fark vardır. O farkı da Türkiye vergi, sigorta, gümrük gibi nedenlerden dolayı çok daha fazla alarak götürür. Bu tür gerekçeler ortaya atılmasına rağmen önemli olan benim siyasetçimin ne düşündüğüdür. Benim toplumum adına doğru olan nedir. Esasen duruş noktası ve değer yargıları bu temelde olmalıdır dedi.

'DEVLET DEREBEYLİK GİBİ CALISIYOR

Ülke genelinde bütünlükçü bakış açısı yakalanamadığı sorununu dile getiren Gürcafer, devletin yapısına bakıldığı zaman küçük küçük derebeylik gibi çalıştığını ve her kurumun kendi çıkarını düşünerek hareket ettiğini belirterek, 'Aslında bakış açısı şöyle olmalıdır. Atacağınız her adım toplumsal çıkarlarla örtüşmeli ve ülke ve toplum olarak gelişme sağlamak amaçlanmalıdır dedi.

Vakıflar İdaresi'nin düşüncesinin, kendilerine ait olan yapıları restore edip bu sorumluluktan kurtulmak olduğunu iddia eden Gürcafer, restorasyonlar konusunda ülke ekonomisine karşı sorumlulukların göz ardı edilerek hareket edildiğini belirterek, 'Düz mantık ile hareket edilerek amaçlarına ulaşmayı hedefliyorlar. Birçok kuruluş bu mantıkla hareket edip toplumsal çıkarlardan uzaklaşıp Türkiye ile anlaşma yapıyor. Vakıflar idaresinin Yorgancıoğlu'nun Başbakan olduğu dönemde Türkiye ile imzalanan protokol vardır. O dönemin Başbakanı ve Vakıflar Kurumu toplumsal çıkarlar doğrultusunda değil, kurum öncelikleri ile hareket etti ve bütünlükçü bakış açısından uzak,  toplumun yok olmaması için yapılması gerekenler dikkate gelmedi ifadelerini kullandı.

'RESTORASYON CALISMALARI 'HAVAYA ATILAN PARA'

Su anki restorasyon çalışmalarını, havaya atılan paralar olarak değerlendirdiğini söyleyen Gürcafer, bir kültür varlığını restore ederken öncelikle yapılması gerekenlerin başka şeyler olduğunu belirterek, 'Mesela Lefkoşa içindeki eski evleri restore edecek olsanız iki yıl sonra aynı duruma gelecek çünkü orada ekonomik yaşam organizasyonu yapılmadı. Bu yüzden o restore edilen mahalleler içinde yine aynı sosyal yapı olacağı için yapılmış olan restorasyon boşa gidecek. Surlariçi'nde yapılacak canlandırmalar için, ekonominin oraya kayması amacıyla en az bir iki üniversitenin sanat bölümleri oraya aktarılmalıdır. Öğrencilerin orada kalması sonucu kafe, restoran ve yurtlar yapılması gerekecek ve böyle bir alt yapı oluşturulup bir restorasyon yapıldığı zaman restorasyonlar boşa gitmez. Kültür mirası zenginliği olan yerlere bakıldığı zaman bu şekilde yürüyen bir düzen var. Bunu yapmadan acele ile bir şeyler yapıldığı zaman arkasında başka şeyler aranır dedi.

'DÜKKÂNLAR ÖNÜ CAMİSİ İHALESİ KONUSUNDA 'DOLANDIRILDIK'

Su anda Dükkânlar Önü Camisi ihalesinin, müteahhitlerden gelen bilgiler doğrultusunda KKTC'deki maliyetinin iki katına Türkiye'den ihale edildiğini iddia eden Gürcafer, 'Biz bunun yapılmasına müsaade etmeyeceğiz. Buna karşı ciddi bir duruş sergileyeceğiz ve bunu engellemek için elimizden gelen her türlü eylemi yapacağız. Su hatları için de aynı uygulama vardır. 250 – 260 kilometre boru hattı döşenmesi söz konusudur. Bunun altına imza atacak insanlara sorma isteği duyarım. Bu ihalelerin burada çıkması halinde kaç tane firma ve çalışanın birkaç yıl boyunca evine ekmek götürme imkanı doğacak araştırmasını yaparlar mı? Biz kurum olarak üyelerimizin ekmeğini sorumluluğu hissetmek zorundayız. Bizim varoluş nedenimiz budur. Eğer yanlış düşünüyorsak bunun iddia eden kişilerle kamuoyu önünde konuşup tartışalım... Haksız olan geri adım atmasını bilmeli. Siyaset içinde yer alan herkesin topluma karşı sorumluluğu vardır. Atılan adımların arkasında olanlar kamuoyu önüne çıkıp doğru olduklarını iddia etsinler dedi.

Özkan Yorgancıoğlu'nun Başbakan olduğu döneminde Surlariçi'nde ki Dükkânlar Önü Camisi restorasyonunun Türkiye tarafından yapılması konusu gündeme geldiğinde müteahhitler birliği olarak çok sert tepkiler vererek eylem kararı aldıklarını söyleyen Gürcafer,'Son 24 saat kala Yorgancıoğlu Müteahhitler Birliğine gelerek eylemi engellemek için bizimle görüşme yaptı. Bize belge imzalattı ve anlaşmanın sadece Lala Mustafa Paşa Camisi ve Selimiye Cami'yi kapsadığını söyledi. Biz de Başbakanın vermiş olduğu söze inandık ve eylemi askıya aldık. Ancak geçen süreci değerlendirdiğimiz zaman kandırıldığımızı anladım. Açıkça dolandırıldık. Cünkü hiçbir tadilat girişimi olmadı bu konuda hiçbir görüşmede yapılmadı. Türkiye'nin ihale anlaşması TBMM'den geçti onaylandı. Bizim anlaşma ise onaylanmak üzere meclise gönderildi. Herhangi bir tadilat söz konusu olmadı. dedi.

'HESABINI SORACAĞIZ

Somut olarak anlaşmanın tadil edilmesini ve hassasiyetlerinin göz önüne alınarak anlaşmanın durdurulması ve değiştirilmesi konusunda taleplerinin olduğunu belirten Gürcafer,'Bunu hesabını en ağır şekilde soracağız. Biz, Müteahhitler Birliği olarak attığımız her adımda toplumun çıkarlarını düşünüyoruz. Birçok insan bu devinimin doğru şekilde devam etmesi ile insanlar evine ekmek götürebilir şeklinde konuştu. 

'İNSAAT SEKTÖRÜ CÖZÜM SÜRECİNDEN ETKİLENİYOR

İnşaat sektörünün, yap sat sektörü ve kamu ihaleleri ile ilgili olmak üzere iki bacağının olduğunu belirten Gürcafer, 'Yap sat sektörü yatırım iklimi ile bağlantılıdır, yatırım sektörü ise çözüm ile bağlantılıdır. Yani çözüm olasılığı gündeme geldiğinde olumlu etkilenir. 2003-2007 dönemi inşaat sektöründe inanılmaz bir patlama oldu. Kendi kendine yeten ve dıştan yardım almadan maaşlarını ödeyebilen ve yatırım yapılabilen bir hazine oluştu. Bugün yine çözüm olasılığı olduğu için yap sat sektörü iyiye gidiyor. İnşaat sektörü ve yap sat sektörü çözüm sürecinden etkileniyor dedi

Gürcafer, TC kaynaklı kamu ihalelerin de yeterinde hızlı projeler yapılmadığından ve yapısal sorunlardan dolayı KKTC için ayrılan paranın büyük bölümünün geri gittiğini bu yüzden doğru çözüm modelleri üretmek gerektiğini vurguladı.

Devletin kendi imkânlarını daha verimli kullanması gerektiğini söyleyen Güracfer, bunun için de Sehir Planlama dairesinin güçlendirilerek bir arada toplanması gerektiğini ve bunun için her türlü katkı yapılıp orayı güçlendirmek gerektiğini belirterek 'Sehir Planlama dairesi ekonomik açıdan ve inşaat sektörü açısında önemli bir dairedir ancak şu anda oradaki daire baraka gibidir. Oradaki daire imkânları değiştirilerek daha verimli hale getirilebilir. Verimsizliğin ve başarısızlığın en önemli etkeni siyasetteki kopukluklardır dedi.

'CÖZÜM OLMAZSA 'TASIMA SUYLA DEĞİRMEN DÖNDÜRÜRSÜNÜZ'

Her halükarda çözümsüzlükle devam etmek Kıbrıs Türk toplumunun erimesi demek olduğunu söyleyen Gürcafer sözlerini şöyle tamamladı; 'İlla ki bir çözüm olması gerekir. Cözümsüzlük bizi eritiyor ve göçe neden oluyor. Cözümsüzlük demek dünyadan izole bir şekilde yaşamak demektir. Cözüm olmasa ekonomik ve sosyal açıdan istenilen noktaya gelinemez. Taşıma suyla değirmen döndürürsünüz sadece... Cözümle birlikte kendi ayakları üzerinde duran ekonomiye sahip olursunuz. Cözüm paha biçilmez bir şeydir. Barış ve çözüm demek dünyada bizim insanlarımızın da yer alması demektir. Bunlar paha biçilmez değerlerdir..

'ALTYAPI İSTENİLEN NOKTAYA GETİRİLMEDEN CÖZÜM OLURSA ÜLKE BETON YIĞININA DÖNER

Devletten parasal katkı beklemeyen tek ekonomik örgüt olduklarını ve devletten hiç katkı almadan devlete katkı yapan tek sektör olduklarını söyleyen Gürcafer, 'Devletin sadece gölge yapmamasını ve bizi ilgilendiren noktalarda devletin üstüne düşeni yapmasını istiyoruz. Biz devletin kurumlarından hizmet bekliyoruz dedi.

Altyapı istenilen noktaya getirilmeden çözüm olursa ülkenin beton yığınına döneceğini belirten Gürcafer, 'Altyapıyı hazır hale getirirsek o zaman çözümle birlikte ortaya çıkacak inşaat potansiyelinden çok büyük kazançlar elde ederiz ve ülkemizi katletmeyiz bu noktada gelişmiş ülkelerden imar planları örnek ve katkı alınarak yapılmalıdır. Cözüm olsa da olmasa da plansız yaşamdan kurtulmak gerekir. İnşaat sektöründe hata payı yoktur. Devletten istediğimiz inşaat sektörü ile alakalı noktalarda üstüne düşeni yapmasıdır. Bu konularda çok proje hazırladık. Simdi tekrar bir çalışma yapıyoruz. İnşaat sektörünün geleceği ve hedefleri için yapılması gerekenleri bakanlar kurulu tarafından düzenleyip devletin stratejisi haline getirmeye çalışıyoruz. İktidar değişse de devam edecek bir plan yapma hedefindeyiz.  İleriye dönük birçok soru işareti var. İmar planında ve inşaat sektöründe tüm sorunları çözecek bir plan hazırlayıp hükümet politikası haline getirmek istiyoruz dedi.