Kıbrıs Postası mülkiyet başlığı ile ilgili hususların içeriğine ulaştı; "resim netleşiyor" - 101evler.com

Kıbrıs Postası mülkiyet başlığı ile ilgili hususların içeriğine ulaştı; "resim netleşiyor"

08.09.2016

Müzakerelerde kritik yoğunlaştırılmış müzakerelerin sonuna yaklaşılırken masanın en çetrefilli konularından olan mülkiyet başlığı ile ilgili hususların içeriğine Kıbrıs Postası ulaştı.


Kıbrıs Postası - Ulaş Barış

Müzakerelerde kritik yoğunlaştırılmış müzakerelerin sonuna yaklaşılırken masanın en çetrefilli konularından olan mülkiyet başlığı ile ilgili hususların içeriğine Kıbrıs Postası ulaştı.

Tarafların müzakereler çerçevesinde 30 Mayıs 2016'da vardığı 'Birleştirilmiş Mülkiyet Kâğıdı'nın içeriğine göre bir çözüm durumunda iade kapsamı dışında olacak olan mallar konusunda taraflar arasında kesin olarak uzlaşı olduğu bildirildi.

Buna göre;

-Dostane çözümle anlaşılan mallar,

-Üzerine esaslı inkişaf yapılan mallar,

-Devlet kurumlarının kullanımında olan mallar,

-Söz konusu malın içerisinde yaşama zorunluluğu olması durumu veya olası iade kararının, mal içerisinde yaşayan kullanıcılara alternatif yuva sağlanana kadar iade edilmesinin mümkün olmayacağı karara bağlandı.

Öte yandan tarafların mülkiyet başlığı altında dört temel noktada kritik görüş ayrılıklarına sahip oldukları da bildirilirken mallar için 30'a yakın kriter belirlendiği ve bir 'öncelikli hak sahibi' listesinin hazırlandığı da öğrenildi.

Alınan bilgiye göre Duygusal Bağ (Emotional Attachment), Esaslı İnkişaf (Significant Improvement), Sonradan Satın Alınanlar (Subsequent Purchase) ve 1/3 Formülasyonu (1/3 Formulation for empty land properties) kriterlerinin mülkiyetteki kritik konular olduğu da gelen bilgiler arasında...

DUYGUSAL BAĞ

Geçtiğimiz haftalarda Kıbrıs Türk basınına da yansıyan haberlerde ortaya atılan bu formülün Ağustos ayı başında liderlerin müzakerecileri arasında yapılan bir toplantıda enine boyuna tartışıldığı öğrenildi. Bu kritere göre 1974 öncesinde söz konusu mal içerisinde belirli bir yaşa kadar (tartışılan rakam 10 yaşa kadar) hayatını geçiren kişilerin malın iadesini talep etme hakkı üzerinde duruluyor.

Ancak hem Türk hem de Rum tarafı 'duygusal bağ' kavramı çerçevesinde malını iade edecek kişilerin sayısının en çok bin kişi olabileceği noktasında birleşirken, Kıbrıs Türk tarafının görüşmede bu kritere uyan kişilerin ivedilikle belirlenmesi gerektiğini aksi takdirde bu kriter kapsamına girebilecek en az 20 bin Kıbrıslı Türk'ün belirsizlik içinde olabileceğini vurguladığı söyleniyor.

Bu konuda Rum tarafının ilgili AİHM içtihadına bir atıf yapılması ve mülkiyet komisyonunun üyelerinin bu karar çerçevesinde kararlarlar vermesi yönündeki pozisyonunda ısrarcı olduğu öğrenilirken, Türk tarafının ise mülkiyet komisyonu üyelerinin bu kategoriye ilişkin kararlarında bu atfa dayanarak değil, AİHM içtihadına dayalı belirlenecek somut kriterler çerçevesinde almasını talep ettiği bildiriliyor.

ESASLI İNKİSAF

Aynı toplantıda ele alınan bir başka konu olan esaslı inkişaf kriteri konusunda ise taraflar arasında malın değerlendirilmesi (valuation) konusunda fikir ayrılıkları olduğu görülüyor. Birleştirilmiş Mülkiyet Kağıdında belirsiz bir bölüm olan söz konusu değerlendirme konusunda Türk tarafı 6.5 kat sayı üzerinde dururken Rum tarafı bunu (tazminatları) iki basamaklı rakamlar üzerinden hesaplamak istiyor. Bu da ortaya büyük farkları çıkarıyor. Öte yandan tarafların inkişaf konusunda 'üzerine esaslı inkişaf yapılan malların iade kapsamından çıkar' şeklinde uzlaşı içinde olduğu öğrenilirken, bu noktadaki kriterlerin henüz kağıda dökülmemesi, hangi inkişafın ne türden değerlendirileceği konusunda kesinlik olmaması dikkat çekiyor. Rum tarafının bu noktada kendi önerilerini Annan Planından esinlenerek ortaya koyduğu ve o noktadan geri adım atılmasına sıcak bakmadığı da bildiriliyor.

SONRADAN SATIN ALINANLAR

Bu konuda Rum tarafının en hassas olduğu nokta 'haksız zenginleşme' (Unjust Enrichment) olarak göze batıyor. Buna göre Rum toplumunun 'Orams Davası' gibi kritik konularda çok hassas olduğunun altı çiziliyor. Buna göre adada yaşanan hadiseleri fırsat yaratıp çok ucuza Kuzey'de 'Rum mülkü' satın alan yabancılara ilişkin farklı bir uygulama yaratma amacında olan Rum tarafının bunda ısrarcı olduğu görülüyor. Dolayısıyla Rum tarafının bu kritere giren ve 1974 hadiselerinden etkilenen bir kişinin bu statüyle birlikte pozisyonunun zayıflatılmasına kesinlikle müsamaha edemeyeceğini vurgularken, malından edilmiş bir Rum'a 'senin malını bir yabancı aldı onun için iade edilemez' denmesinin infiale yola açacağı vurgulanıyor. Öte yandan Rum tarafının söz konusu mallar içerisinde yapılan çoklu evlerin olduğu projelerin kullanıcılarının iade kapsamına giremeyeceğini, evlerinde çıkmasının talep edilemeyeceği konusunu kabul ettiği de dikkat çekiyor. Bu mallarda hiç yaşamayan, söz konusu tamamen miras yoluyla elde edilen mal sahiplerinin tazminat yoluyla mağduriyetlerinin giderilmesi öngörülüyor.

Bu noktada Kıbrıs Türk tarafının Kuzey'de emlak piyasasına 40 yıldır son derece komplike satışların olduğunun altını çizdiği ve bunun sonucunda da mevcut kullanıcılar arasında satın almalar konusunda bir ayrıma yola açacak düzenlemelere karşı çıktığı görülüyor.

1/3 FORMÜLASYONU

Mülkiyet kriterlerinde bir başka fikir ayrılığı ise kimse tarafından kullanılmayan boş araziler konusunda ortaya atılan boş arazilerin 1/3'ünün iadesi konusunda yaşanıyor. Türk tarafının söz konusu formülasyon üzerinde yaptığı hesaplamalarda yüzde 52 civarında bir iade ortaya çıkarken, bölünmesi mümkün olmayan küçüklükteki arazilerin bu kapsamdan çıkarılmasını istediği belirtiliyor. Buna rağmen Rum tarafının daha önceden 10 bin metrekare üst limitinde ısrarcı olduğu ve geri adım atıp söz konusu limiti 3 bin metrekareye çekerek bu konuda ısrarcı olduğu öğrenildi. Ayrıca Rum tarafının 1974'teki boş arazi miktarı ile şimdiki miktarın aynı olmadığı, büyük mal sahiplerine 'siz alabilirsiniz' derken küçük mal sahiplerine 'siz almayın' demenin çok zor olduğunu da belirttiği bildiriliyor. Türk tarafının ise bu yöndeki Rum taleplerine 'küçük mal sahiplerinin' durumunu da göz önünde bulundurarak bir formül bulunması gerektiğine atıf yaptığı ve yeni mülkiyet rejiminin şimdiki kullanıcıların hayatlarını alt üst edecek bir duruma yol açmaması gerektiğini söylediği belirtiliyor.

Bu konudaki bir başka problemin ise 'arsaların bölünebilirliği' (divisibility) konusunda yaşandığı öğrenildi. Buna göre Rum tarafının arsanın 1974'teki durumuna bakılarak değerlendirilmesi gerektiği konusunda ısrarcı davrandığı belirtilirken, Türk tarafının söz konusu arsaların çoğunun 1974 sonrası bölündüğü ve büyüklüğünün değiştiğini ifade ettiği, durumun böyle değerlendirilmesi gerektiğinin altını çiziyor.